Alanya’yı yazın konuşmak kolay. Güneşinden, denizinden, turizminden ve hareketli yaşamından söz ediyoruz. Ancak kış geldiğinde şehrin başka bir yüzü ortaya çıkıyor. Özellikle kuvvetli yağışların ardından yaşananlar, hepimizin daha ciddi düşünmesi gereken bir soruyu gündeme getiriyor: Alanya kışa gerçekten hazır mı?
Bu soru yalnızca yollar kapanacak mı, trafik aksayacak mı sorusu değil. Çünkü geçmişte yaşananlar, meselenin çok daha büyük olduğunu gösterdi. Şiddetli yağışlarda evlerine su dolan, evlerinde mahsur kalan , evleri ve iş yerleri zarar gören vatandaşlar oldu. Heyelanlar nedeniyle binalar tahliye edildi, bazı vatandaşlar geçici olarak başka yerlere yerleştirildi. Şubat 2026’da Küçükhasbahçe ve Büyükhasbahçe mahallelerinde meydana gelen heyelanlarda 13 bina güvenlik amacıyla tahliye edildi.
Bunları sadece haber başlıkları olarak görmemek gerekiyor. Bir ailenin evinden çıkmak zorunda kalması, yıllardır kurduğu düzeni bir anda geride bırakması demek. İnsanların “Evimize ne zaman döneceğiz?” endişesiyle beklemesi, başlı başına büyük bir mağduriyet.
Bu nedenle kış hazırlığını yalnızca yollar üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Alanya’nın; heyelan, sel ve su baskınları, dere yatakları, yağmur suyu altyapısı, yapı güvenliği, kırsal mahallelerin ulaşımı ve fırtına gibi risklere karşı da hazırlıklı olması gerekiyor.
Geçmişte nerelerde heyelan yaşandı? Hangi bölgelerde evler tahliye edildi? Nerelerde su baskını meydana geldi? Hangi yollar zarar gördü? En önemlisi de geçmişte yaşananlardan sonra ne değişti?
Bence asıl sorgulamamız gereken nokta burası.
Bir bölgede daha önce heyelan yaşandıysa yeniden incelenmeli, su baskını yaşanan yerlerin altyapısı gözden geçirilmeli, vatandaşların evlerini terk etmek zorunda kaldığı bölgelerde riskler yeniden değerlendirilmelidir. Çünkü geçmişte yaşanan bir olay, gelecek için önemli bir uyarıdır.
Alanya büyüyor. Nüfus artıyor, yeni yapılar ve yerleşim alanları oluşuyor. Şehir büyürken afetlere ve doğal olaylara karşı hazırlığın da aynı hızla gelişmesi gerekiyor. Elbette hiçbir kurum doğa olaylarını tamamen engelleyemez; ancak riskleri önceden görmek ve oluşabilecek zararı azaltmak mümkün.
Ben Alanya’da yaşayan insanların her kuvvetli yağışta “Bu kez ne olacak?” endişesi yaşamasını istemiyorum. Kimsenin evinden çıkmak zorunda kalmadığı, ulaşımın mümkün olduğunca aksamadığı ve riskli bölgelerde gerekli önlemlerin önceden alındığı bir şehir istiyorum.
Alanya’nın güneşini, denizini ve turizmini konuşmaya devam edeceğiz. Ama artık kışını da konuşmalıyız.
Alanya kışa hazır mı?
Bu sorunun cevabını yağmur yağdıktan sonra değil, yağmur yağmadan önce vermeliyiz.